<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" >
   <channel>
    <atom:link href="http://ssszmzh.webnode.com/rss/gulumseten-oykuler.xml" rel="self" type="application/rss+xml" />
      <title><![CDATA[Gülümseten Öyküler - ssszmzh.org]]></title>
      <link>http://ssszmzh.webnode.com</link>
      <language>en</language>
      <pubDate>Thu, 10 Nov 2011 15:51:00 +0100</pubDate>
      <lastBuildDate>Thu, 10 Nov 2011 15:51:00 +0100</lastBuildDate>
      <category><![CDATA[Gülümseten Öyküler]]></category>
      <docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
      <generator>Rubicus v2.0</generator>
      <managingEditor><![CDATA[ssszmzh@gmail.com (Ali YILDIZ)]]></managingEditor>
      <webMaster><![CDATA[ssszmzh@gmail.com (Ali YILDIZ)]]></webMaster>
      <item>
         <title><![CDATA[Yanlış adres]]></title>
         <link>http://www.ssszmzh.org/news/yanlis-adres/</link>
         <description><![CDATA[Soğuk bir kış gecesi komşumun kapısının yumruklanmasıyla uyandım. Komşumun uykusunun ağır olduğunu bildiğimden, yatağımdan kalkarak kapıyı açınca postacıyla karşılaştım. “Nedir bu gürültü?” der gibisinden adamın suratına bakınca:
“Acil bir telgraf efendim.” Dedi. “Komşunuzu uyandırmalıyım.”&#160;
Postacı ve ben komşum uyanıncaya kadar kapıyı yumrukladık. Sonunda komşum, uyku sersemi bir halde kapıyı açtığında postacı ona telgrafı uzatarak:
“ Norman Hummon’a telgraf.” Dedi.
İşte o an komşumun...]]></description>
         <pubDate>Thu, 10 Nov 2011 15:51:00 +0100</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.ssszmzh.org/news/yanlis-adres/</guid>
         <category>Gülümseten Öyküler</category>
      </item>
      <item>
         <title><![CDATA[Ah şu doktorlar]]></title>
         <link>http://www.ssszmzh.org/news/ah-su-doktorlar/</link>
         <description><![CDATA[Adam, doktora gidip son zamanlarda gözlerinin dışarı fırladığını, kulaklarının da uğuldadığını söyledi. Bunu üzerine doktor adamı muayene etti ve “Maalesef bademciklerinizin alınması gerekiyor.” dedi.
Adam bademciklerini aldırdı ama şikayetleri devam edince başka bir doktora gitti. Bu doktor da muayeneden sonra bütün dişlerinin çekilmesi gerektiğini söyledi adama. Ve adam bütün dişlerini çektirdi. Ama gözlerinin patlaklığı, kulaklarının uğuldaması geçmedi.
Üçüncü bir doktora başvurdu adam. Bu...]]></description>
         <pubDate>Wed, 12 Oct 2011 19:54:00 +0100</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.ssszmzh.org/news/ah-su-doktorlar/</guid>
         <category>Gülümseten Öyküler</category>
      </item>
      <item>
         <title><![CDATA[Dördüncü çocuk]]></title>
         <link>http://www.ssszmzh.org/news/dorduncu-cocuk/</link>
         <description><![CDATA[
	On iki yıldır evli olan bir çift boşanmaya karar vermişlerdi. Üç tane de çocukları vardı. Mahkemede ikisi de çocuklarının kendisinde kalmasını istiyorlardı.

	Hakim ikisini de dinledikten sonra Hazreti Süleyman'ın adaletini hatırlatan bir karar verdi:

	- Görüyorum ki ikiniz de çocuklarınızı çok seviyorsunuz. Ama üç çocuğunuz var. Bunları aranızda eşit olarak paylaştıramam. İyisi mi siz evinize dönün. Bir çocuğunuz daha olsun öyle gelin. O zaman davanızı sonuçlandırabilirim.

	Bir sene sonra...]]></description>
         <pubDate>Sun, 04 Sep 2011 12:12:00 +0100</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.ssszmzh.org/news/dorduncu-cocuk/</guid>
         <category>Gülümseten Öyküler</category>
      </item>
      <item>
         <title><![CDATA[Kral, müneccim ve eşek]]></title>
         <link>http://www.ssszmzh.org/news/kral-munecim-ve-esek/</link>
         <description><![CDATA[
	Eski çağlarda bir kral hava durumunu öğrenmek için bir müneccim tutmuştu.

	Kral bir gün balığa çıkmaya karar verdi. Balık tutmak için gideceği yer de sevdiği kızın evinin önündeki göl kenarıydı. Kral sevdiği kıza güzel görünmek için en yeni elbiselerinden birini giymişti. Ama yağmur yağıp da güzelim elbisesi bozulur diye kaygılanıp müneccime gitti. Müneccime havanın nasıl olacağını sordu. Müneccim:

	- Kralım hiç kaygılanmayın, bir damla bile yağmur yağmayacak, dedi.

	Kral da gönül...]]></description>
         <pubDate>Sat, 20 Aug 2011 21:57:00 +0100</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.ssszmzh.org/news/kral-munecim-ve-esek/</guid>
         <category>Gülümseten Öyküler</category>
      </item>
      <item>
         <title><![CDATA[Nasihat]]></title>
         <link>http://www.ssszmzh.org/news/nasihat/</link>
         <description><![CDATA[
	Son günlerde müthiş bir hastalığa tutulmuştum. “Nasihat Çekme Hastalığı.”

	Çevremdekilerin hâl ve hareketlerinden konuşmalarına ve hatta kıyafetlerine kadar her şeylerine bir kulp takıyor ve çektiğim nutuklarla, onların hayatına yön vermeye çalışıyordum.

	O gün otobüste rastladığım çocukların da sözlerimden mahrum kalmamalarını istemiştim. Her ikisinin de 7-8 yaşlarında olduğunu tahmin ediyordum. Önümdeki koltuğa anneleriyle birlikte oturmuşlar ve çantalarına sıkı sıkıya...]]></description>
         <pubDate>Sat, 19 Feb 2011 16:30:00 +0100</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.ssszmzh.org/news/nasihat/</guid>
         <category>Gülümseten Öyküler</category>
      </item>
      <item>
         <title><![CDATA[On yedi deve]]></title>
         <link>http://www.ssszmzh.org/news/on-yedi-deve/</link>
         <description><![CDATA[
	Bir zamanlar üç oğlu olan yaşlı bir adam varmış. Adam ölüm döşeğinde olduğunu hissedince evlatlarını başına toplamış ve:

	" Evlatlarım" demiş. Ben gayrı gidiciyim. Ölmeden malımı mülkümü aranızda paylaştırayım da sonra kavga etmeyesiniz. Adam böyle dedikten sonra mallarının yarısını büyük oğluna, üçte birini ortanca oğluna ve dokuzda birini de en küçük oğluna bıraktığını söylemiş.

	Adam öldükten sonra çocuklar babalarından kalan mirası toplamışlar. Miras, 17 tane deveden ibaretmiş. 17...]]></description>
         <pubDate>Thu, 26 Aug 2010 05:07:00 +0100</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.ssszmzh.org/news/on-yedi-deve/</guid>
         <category>Gülümseten Öyküler</category>
      </item>
      <item>
         <title><![CDATA[Sakin ol Bernard]]></title>
         <link>http://www.ssszmzh.org/news/sakin-ol-bernard/</link>
         <description><![CDATA[Genç bir baba, küçük oğlunun arabasını kaldırımda sürerken, bebek arabadan inmek istiyor, oyuncaklarını yola atıyor, sonra da avazı çıktığı kadar bağırıp babasından oyuncaklarını geri istiyordu. Çaresiz genç baba ise oyuncakları atılan yerden alıp, tozunu toprağını temizliyor ve çocuğuna veriyordu. Ama bebek oyuncakları alır almaz yeniden yere fırlatıyordu. Genç baba sakin bir sesle: "Sakin ol Bernard. Kendine hakim ol oğlum!" diye söylenip duruyordu. Uzaktan olanları izleyen bir kadın bu genç...]]></description>
         <pubDate>Sun, 27 Jun 2010 12:17:00 +0100</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.ssszmzh.org/news/sakin-ol-bernard/</guid>
         <category>Gülümseten Öyküler</category>
      </item>
      <item>
         <title><![CDATA[Satıcı giremez!]]></title>
         <link>http://www.ssszmzh.org/news/satici-giremez/</link>
         <description><![CDATA[Kapımıza dikilen seyyar satıcı pek yapışkandı. “ Mallarımın arasında mutlaka işinize yarayacak bir şey vardır. Fırçalar, kaşıklar, kağıtlar, defterler, kalemler ne isterseniz.” diyordu.
Ben ise: “ Bende de hepsinden ihtiyacıma yetecek kadar var.” diyordum. Sonunda çantasından bir yığın tabela çıkardı. Öyleyse bunlardan birini mutlaka almalısınız” dedi. Şöyle bir göz gezdirdikten sonra tabelalardan birini almak zorunda kaldım. Tabelada “ SEYYAR SATICILARIN GİRMESİ YASAKTIR!”&#160;yazıyordu.]]></description>
         <pubDate>Wed, 02 Jun 2010 13:03:00 +0100</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.ssszmzh.org/news/satici-giremez/</guid>
         <category>Gülümseten Öyküler</category>
      </item>
      <item>
         <title><![CDATA[Yumurta]]></title>
         <link>http://www.ssszmzh.org/news/yumurta/</link>
         <description><![CDATA[Tung Mao fakir bir adamdı. Günlerden bir gün birisinden hediye olarak bir yumurta aldı. Tung Mao bu hediyeyi karısına göstermek için eve koştu. Yumurtayı karısına göstererek sevinç içinde bağırdı:
-&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Şuna bir bak! Sonunda zengin olabileceğiz!
Karısı ise bu söze şaştı:
-&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Bununla mı zengin olacağız?
Adam “Sende de hiç akıl yok!” diyerek karısına dudak büktü. Sonrada anlatmaya...]]></description>
         <pubDate>Sat, 29 May 2010 12:32:00 +0100</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.ssszmzh.org/news/yumurta/</guid>
         <category>Gülümseten Öyküler</category>
      </item>
      <item>
         <title><![CDATA[Hayat çizgisi]]></title>
         <link>http://www.ssszmzh.org/news/hayat-cizgisi/</link>
         <description><![CDATA[Güneydoğu Asya’da büyük bir inşaat firmasında çalışan Amerikalı mühendis işi gereği şantiyeden şantiyeye dolaşıyordu.
Yine bir gün çok uzaktaki bir inşaata gitmek üzereyken onu götürecek olan kamyon şoförü birden bire elini tutup avucunu inceleyerek “ Uzun bir hayat çizginiz var.” Dedi. Mühendis oldukça eski olan kamyona binerken şoföre sordu: Hayat çizgime neden baktınız?
Şoför yokuş aşağı, keskin bir virajı dönerken cevap verdi: Frenler tutmuyor da! (Reader’s Digest)]]></description>
         <pubDate>Fri, 21 May 2010 21:43:00 +0100</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.ssszmzh.org/news/hayat-cizgisi/</guid>
         <category>Gülümseten Öyküler</category>
      </item>
   </channel>
</rss>
